Mustafa Caymaz Boyacı İlahi Sözleri bu sayfada seni bekliyor. Anlamlı, etkileyici ve ruhunu besleyen dizeleriyle bu ilahi, manevi dünyanı aydınlatacak. Mustafa Caymaz Boyacı Sözleri, içtenliği ve derin anlamıyla ruhunu besleyecek. Hemen oku ve paylaş.


Reklam Alanı

Mustafa Caymaz Boyacı Sözleri


Mustafa Caymaz Boyacı Sözleri manevi derinliğiyle gönüllere hitap eden, ruhu huzura kavuşturan kıymetli eserler arasında yer alıyor. İlahi sözleri, tasavvufi hikmetleri ve anlam dolu dizeleriyle dinleyeni etkileyen bu eserler, ilahi severler için adeta bir manevi rehber niteliğinde. Bu özel içerikte, Mustafa Caymaz Boyacı İlahisi Sözleri ile gönlünüzü aydınlatabilir, ilahilerin derin manasına doğru manevi bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Mustafa Caymaz Boyacı İlahisi Sözleri


Nasıl bir çocukluğum oldu düşününce ürperiyorum,
Evin geçimini sağlamak uğruna,
Sırtımızdaki boyacı sandığıyla,
Seher vaktinde çıkardık yollara.

Mısır tarlaları arasında kilometrelerce yaya yürürdük,
Köpek havlamaları bozardı sahurun sessizliğini,
Müthiş bir korku sarardı bedenimizi,
Minicik yüreğim çıkacak gibi olurdu yerinden.

Şehrin apartman kapılarında,
Atlatabilirsek binanın bekçisini,
Evlerin kapılarını çalardık, çıkan olursa:
“Boyacı geldi, parlasın” derken ne de kibarlaşır, incelirdik.

Yağmur yağdığı zaman ıslanırdı bedenimiz,
Soğuktan olsa gerek buharlar çıkardı tenimizden,
Sıcacık bir evde ısındığımızı düşlerdik,
O an neşe, gülücükler belirirdi yüzümüzden.

Yaşımız ancak sekiz veya dokuzdu,
Minicik omuzlarımıza hayatın acıları binmişti,
İleride bitecekti kurtulacaktık bu hayattan,
Yoksa umutsuz nasıl yaşanırdı?

Yıllarca boyadım kunduraları ama bir tek kunduram olmadı,
Kara lastikten ayakkabılarım vardı,
Uzun zaman sonra delinirdi ayakkabılarım,
Deliğini kibrit çöpü tıkayarak yamardım.

Yıllarca yaşadım bu hayatı.
Salıncakta sallanan çocuklara imrenirdim,
Annesinin koklayarak okşadığı çocukların neşesi;
Benim yüzümde kâbuslara dönüşürdü,

Kebapçının önünden geçerdik,
Etin kokusu mis gibi tüterdi burnumuza,
Nasıl da nefsimiz kabarırdı,
Tok muyuz, aç mıyız kimin umurundaydı?

Her gün akşamlara kadar çalışırdık,
Bulabilirsek zeytinle ekmeği,
Bir de yanında bir baş soğan,
Kurtarmış olurduk o günü.

Rabbim düşünmez olur mu kulunu?
Uyurken bile rüyalar vermiş,
Ne rüyaları görürdük çocukluğumuzda ne,
Acılar gider gülücükler gül gibi açardı,
O soğuk ve donuk yüzümüzde.

Reklam Alanı

Diğer İlahi Sözleri Yazıları
İlahi Sözleri